Turning an unflinching spotlight on the American Dream, Indigo Moor plunges headfirst into national-and personal-laments and desires. From Emmett Till to the fall of the Twin Towers and through the wildfires of Paradise, California, Moor weaves a thread through the hopes, sacrifices, and Sisyphean yearnings that make this country the beautiful trap that it is. Everybody’s Jonesin’ for Something takes an imagistic leap through the darker side of our search for life, liberty, and the pursuit of happiness, perusing what we lose, what we leave behind, and what strange beauty we uncover.
Combining unsettling imagery with inventive form, this powerful collection explores the inner struggle to resist violence. In Reconstructing Eden, Indigo Moor performs an exorcism of a childhood shaped by the dizzying racism that once drove him to the brink of murder. Using a poetic form that Moor calls jazz triptych—a tercet followed by a nonstandard villanelle, followed by a rhyme royal stanza—the book is a stunning rendering of a Black child moving through life with a smoldering anger emerging within him. Only through an incredibly violent act while deployed in Operation Desert Storm does the author realize the murderous intent in his heart. Through his lyrical poetry, he begins to cleanse himself.
Nefis bir müzik duyuluyor, kim bilir hangi senfoni... Onlarcafarklı enstrüman var sahnede. Kemanların esinde piyano,onun eşliğinde nefesliler giriyor devreye, hepsi aynı anda aynınotaya basarken bile farklı sesler çıkarıyorlar. Orkestranınvarlığından haberdar olmasa bu sesin tek bir yerden çıktığınainanabilir insan. Melodiyi işitmeyenler Bir’i, bütünü oluşturan parçalarıtek tek alıp, “Bak,” diyorlar, “Bak! Bu öteki...” Keman’ınPiyano’yu dışladığı bir sahneyi sadece komik çizgi filmlerdegörebileceğimizden eminiz hâlbuki... Bütün sıfatlarının, görevlerinin ötesinde bir eğitim neferiolan Ziya Selçuk, Bölünmüş Dünya üzerine sorduğu sorular vearadığı/bulduğu cevaplarla müziğin sesini biraz daha açarakyüzlerimizi sahneye dönmemizi sağlıyor. “...Her şey ama her şey zıtlık zannettiklerimizi farketmemize ve oluşturmaya çalıştıkları birliği anlamamızayardımcı olmak için bir öğretmen gibi karşımızda duruyor.Fakat biz doğadaki akış ve değişimi zıtlık zannetmeninsınırlılığını yaşıyoruz. Oysa değişim doğalsa sorun yok.Ancak değişim normatifse zıddını doğuruyor ve kendisiolmayana dönüşüyor. Bunun sonucunda değişimin iki zıtucundan birini resmin tamamı zannediyoruz. Ama bu zıtlığıaşarak akışı bütünde görecek olan da insanın ta kendisi...”
• Evden çıkarken kapıyı kilitleyip kilitlemediğinizi defalarca kontrol etme ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • Ocağı, musluğu kapayıp kapamadığınıza emin olmakta zorluk mu çekiyorsunuz? • “Ütüyü, su ısıtıcısını, saç düzleştiricisini prizden çektim mi?” diye şüpheye mi düşüyorsunuz? • “Acaba söylediğim sözü karşımdaki yanlış mı anladı?” diye kontrol etme ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • “Birine istemeden zarar verir miyim?” diye kaygılanarak insanlar- la bir arada olmaktan kaçınıyor musunuz? • E-posta, kısa mesaj ya da sosyal medya paylaşımlarınızı “Acaba yanlış bir şey yazdım mı?” diye düşünerek tekrar tekrar kontrol mu ediyorsunuz? • Hayatınızdaki belirsizlikler karşısında aşırı kaygıya kapılıp mut- lak eminlik sağlama çabası içine mi giriyorsunuz? • Emin olmak amacıyla çevrenizdeki insanlardan sık sık onay alma ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • Tüm bu şüpheler nedeniyle zihninizin iyice bulandığını, artık bel- leğinize hiç güvenemediğinizi mi düşünüyorsunuz? Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünde hazırlanan “Hayatı Anlamak” serisinin bu altıncı kitabında Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, şüphe ve kontrol alt tipi obsesif kompulsif bozukluğun ne olduğunu ve neden ortaya çıktığını anlatırken, sizi bu psikiyatrik rahatsızlığı Bilişsel Davranışçı Terapi teknikleriyle kendinize yardım ederek iyileştirmeye davet ediyor. Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “Obsesif kompulsif bozukluk çoğunlukla insanlar tarafından sevilen, vicdani ve ahlaki değerleri yüksek, sorumluluk sahibi, kimseyi kırmak istemeyen, toplum içinde ‘düzgün insan’ olarak kabul edilen kişilerde görülür. Bunun en önemli nedeni, bu insanları ‘düzgün’ kılan kişilik özelliklerinin, obsesif kom- pulsif bozukluğun gelişimi için verimli topraklar olmasıdır,” diyor. Sizin için de bütün mesele “emin olmak ya da ol(a)mamak” ise bu kitap size obsesif kompulsif bozukluğun emrinde harcadığınız onca zaman, emek ve enerjiyi, artık onu yenmek üzere harcamanızı öneriyor ve bunu nasıl yapabileceğinizi gösteriyor.
Turning an unflinching spotlight on the American Dream, Indigo Moor plunges headfirst into national-and personal-laments and desires. From Emmett Till to the fall of the Twin Towers and through the wildfires of Paradise, California, Moor weaves a thread through the hopes, sacrifices, and Sisyphean yearnings that make this country the beautiful trap that it is. Everybody’s Jonesin’ for Something takes an imagistic leap through the darker side of our search for life, liberty, and the pursuit of happiness, perusing what we lose, what we leave behind, and what strange beauty we uncover.
Combining unsettling imagery with inventive form, this powerful collection explores the inner struggle to resist violence. In Reconstructing Eden, Indigo Moor performs an exorcism of a childhood shaped by the dizzying racism that once drove him to the brink of murder. Using a poetic form that Moor calls jazz triptych—a tercet followed by a nonstandard villanelle, followed by a rhyme royal stanza—the book is a stunning rendering of a Black child moving through life with a smoldering anger emerging within him. Only through an incredibly violent act while deployed in Operation Desert Storm does the author realize the murderous intent in his heart. Through his lyrical poetry, he begins to cleanse himself.
Nefis bir müzik duyuluyor, kim bilir hangi senfoni... Onlarcafarklı enstrüman var sahnede. Kemanların esinde piyano,onun eşliğinde nefesliler giriyor devreye, hepsi aynı anda aynınotaya basarken bile farklı sesler çıkarıyorlar. Orkestranınvarlığından haberdar olmasa bu sesin tek bir yerden çıktığınainanabilir insan. Melodiyi işitmeyenler Bir’i, bütünü oluşturan parçalarıtek tek alıp, “Bak,” diyorlar, “Bak! Bu öteki...” Keman’ınPiyano’yu dışladığı bir sahneyi sadece komik çizgi filmlerdegörebileceğimizden eminiz hâlbuki... Bütün sıfatlarının, görevlerinin ötesinde bir eğitim neferiolan Ziya Selçuk, Bölünmüş Dünya üzerine sorduğu sorular vearadığı/bulduğu cevaplarla müziğin sesini biraz daha açarakyüzlerimizi sahneye dönmemizi sağlıyor. “...Her şey ama her şey zıtlık zannettiklerimizi farketmemize ve oluşturmaya çalıştıkları birliği anlamamızayardımcı olmak için bir öğretmen gibi karşımızda duruyor.Fakat biz doğadaki akış ve değişimi zıtlık zannetmeninsınırlılığını yaşıyoruz. Oysa değişim doğalsa sorun yok.Ancak değişim normatifse zıddını doğuruyor ve kendisiolmayana dönüşüyor. Bunun sonucunda değişimin iki zıtucundan birini resmin tamamı zannediyoruz. Ama bu zıtlığıaşarak akışı bütünde görecek olan da insanın ta kendisi...”
• Evden çıkarken kapıyı kilitleyip kilitlemediğinizi defalarca kontrol etme ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • Ocağı, musluğu kapayıp kapamadığınıza emin olmakta zorluk mu çekiyorsunuz? • “Ütüyü, su ısıtıcısını, saç düzleştiricisini prizden çektim mi?” diye şüpheye mi düşüyorsunuz? • “Acaba söylediğim sözü karşımdaki yanlış mı anladı?” diye kontrol etme ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • “Birine istemeden zarar verir miyim?” diye kaygılanarak insanlar- la bir arada olmaktan kaçınıyor musunuz? • E-posta, kısa mesaj ya da sosyal medya paylaşımlarınızı “Acaba yanlış bir şey yazdım mı?” diye düşünerek tekrar tekrar kontrol mu ediyorsunuz? • Hayatınızdaki belirsizlikler karşısında aşırı kaygıya kapılıp mut- lak eminlik sağlama çabası içine mi giriyorsunuz? • Emin olmak amacıyla çevrenizdeki insanlardan sık sık onay alma ihtiyacı mı duyuyorsunuz? • Tüm bu şüpheler nedeniyle zihninizin iyice bulandığını, artık bel- leğinize hiç güvenemediğinizi mi düşünüyorsunuz? Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünde hazırlanan “Hayatı Anlamak” serisinin bu altıncı kitabında Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, şüphe ve kontrol alt tipi obsesif kompulsif bozukluğun ne olduğunu ve neden ortaya çıktığını anlatırken, sizi bu psikiyatrik rahatsızlığı Bilişsel Davranışçı Terapi teknikleriyle kendinize yardım ederek iyileştirmeye davet ediyor. Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “Obsesif kompulsif bozukluk çoğunlukla insanlar tarafından sevilen, vicdani ve ahlaki değerleri yüksek, sorumluluk sahibi, kimseyi kırmak istemeyen, toplum içinde ‘düzgün insan’ olarak kabul edilen kişilerde görülür. Bunun en önemli nedeni, bu insanları ‘düzgün’ kılan kişilik özelliklerinin, obsesif kom- pulsif bozukluğun gelişimi için verimli topraklar olmasıdır,” diyor. Sizin için de bütün mesele “emin olmak ya da ol(a)mamak” ise bu kitap size obsesif kompulsif bozukluğun emrinde harcadığınız onca zaman, emek ve enerjiyi, artık onu yenmek üzere harcamanızı öneriyor ve bunu nasıl yapabileceğinizi gösteriyor.